19. Dünya İSG Konferansı - 2011

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'nın Açılış Konuşması

Sayın Bakanlar, Uluslar arası Çalışma Örgütü'nün ve Uluslar arası Sosyal Güvenlik Kurumu'nun Değerli Temsilcileri,Değerli Katılımcılar, Basın Mensupları; 1955'den bu yana her yıl üç yılda bir üç yılda bir yapılan ve bu yıl 19'ncusu düzenlenen Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi münasebetiyle sizler ile bir arada olmaktan duyduğum memnuniyeti ifade ediyor, hepinize hoş geldiniz diyorum.

Yüz otuz ülkeden üç bin yedi yüz kişinin katıldığı ve beş gün sürecek bu Kongre'de dün akşam İslam İşbirliği Teşkilatı'na üye devletlerin Çalışma Bakanları ile bir araya geldik. Bundan dolayı İslam Birliği Teşkilatı Genel Sekreteri Ekmelektin İhsanoğlu belki aramızdalar, kendilerine çok teşekkür ediyorum.

Bu sabah Çalışma Bakanları ile Bakanlar Zirvesini gerçekleştirdik ve İstanbul Deklarasyonunu imzaladık. On dört ülkeden yüz on yedi firmanın katıldığı İş Sağlığı ve Güvenliği Fuarı açılışını gerçekleştirdik. Şimdi de Kongre açılışı vesilesi ile birlikteyiz. 19. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresinin başarılı geçmesini temenni ediyorum.

Değerli Katılımcılar; insanlığın bu gün sahip olduğu iktisadi gelişmişlik düzeyinin geçmişi hiç kuşku yok ki Sanayi Devrimi'ne dayanmaktadır. Sanayi Devrimi ile birlikte dünya hızlı bir gelişme göstermiştir. Ancak bu gelişim, emeğin ve alın terinin sömürülmesi sorununu, emek-sermaye çatışmasını da beraberinde getirmiştir. Ne yazık ki bu yaklaşım uzunca süre üretim anlayışına da hakim olmuştur. Ne pahasına olursa olsun kazanma ve kalkınma anlayışı hak arama mücadelesinin güçlenmesine de zemin hazırlamıştır. Verilen bu mücadeleler sonunda demokrasi ve insan hakları gibi evrensel değerler her alanda olduğu gibi çalışma hayatında da kendisini göstermeye başlamıştır.

Sosyal diyalogu esas alan bu yeni yaklaşım ile birlikte çalışma hayatının aktörleri önemli kazanımlar elde etmiştir. Emek ve sermaye birbirinin rakibi değil üretimi ve kalkınmayı gerçekleştiren vazgeçilmez iki unsur olarak görülmeye başlanmıştır. Bütün bu gelişmeler kalkınmanın temeli olan çalışma barışının sağlanmasında ve sürdürülmesinde önemli katkılar sağlamıştır. Ancak çalışma hayatı bilindiği gibi statik değil dinamik bir yapıya sahiptir. Bundan dolayı kalkınma ihtiyacı arttıkça sanayileşme artmakta, çalışma şartları ve şekilleri sürekli değişmekte, üretim araçlarının teknolojisi her geçen gün gelişmekte ve çeşitlenmektedir. Bu değişim ve dönüşüm karşısında çalışanların karşılaştıkları risklerde aynı oranda çeşitlenmekte ve artmaktadır. Gıdadan inşaata, madenden sanayiye kadar her alanda ürünün kalitesi kadar, hangi koşullarda nasıl üretildiği, üretimi yapanların muhtemel risk durumları gibi hususlar çalışma hayatının öncelikli konuları arasında yer almıştır.

Çalışanların karşılaşması muhtemel olan riskler karşımıza İş Sağlığı ve Güvenliği konusunu çıkarmaktadır. Değerli Katılımcılar; çalışma hayatının en önemli gündem maddelerinden biri olan İş Sağlığı ve Güvenliği konusu tüm ülkelerin karşı karşıya olduğu ortak bir sorundur. Çünkü bu konu doğrudan doğruya insan sağlığı ve hayatı ile ilgilidir.

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan Bey, Kongremize teşrif ediyorlar: Hoş geldiniz Sayın Başbakanım.

Sayın Başbakanım, Değerli Katılımcılar; çalışma hayatının en önemli gündem maddelerinden biri olan İş Sağlığı ve Güvenliği Konusu tüm ülkelerin karşı karşıya olduğu ortak bir sorundur. Çünkü bu konu doğrudan doğruya insan sağlığı ve hayatı ile ilgilidir. Şunu ifade etmeliyim ki; hiçbir şey insan hayatından daha değerli değildir. Yapılan araştırmalara göre iş kazalarının yüzde doksan sekizi, meslek hastalıklarının yüzde yüzü önlenebilir iken; gerekli önlemler alınmadığı için maalesef her yıl iş kazaları ve meslek hastalarından dolayı birçok ülke nüfusuna denk insan topluluğu hayatını kaybetmektedir.

Rakam vermek gerekirse; dünya da her dakika da dört kişi iş kazaları ve meslek hastalıkları sonucu hayatını kaybetmektedir. Yani benim konuşmam şu anda on dakika olarak dikkate alınırsa , bu konuşmanın bitiminde elli çalışan hayatını kaybetmiş olacaktır. Bu korkunç bir durumdur ve hiçbir maddi çıkar bu vahim tabloyu tolere edemez. Öte yandan iş kazalarının ve meslek hastalıklarının dünya ekonomisine maliyetinin asgari altı yüz milyar dolar olduğu dikkate alındığında insan hayatına yapılan yatırımın ekonomilere olan katkısı da göz ardı edilmemelidir. Bizim insanı yaşat ki devlet yaşasın diye bir düsturumuz var. bunu çalışma hayatına uyarlayacak olursak insanı yaşat ki ekonomiler yaşasın diyoruz. Bundan dolayı çağdaş normlara uygun mevzuatları hazırlayarak önce insan diyen insan onuruna yaraşır bir çalışma hayatını inşa etmek hepimizin en öncelikli görevlerinden biri olmalıdır.

Türkiye olarak son on yılda işyeri sayısı yüzde altmış yedi, işçi sayısı yüzde yetmiş üç artarken iş kazalarında yüzde kırk dokuz bir azalma gerçekleşmiştir. Bu önemli bir rakamdır ama bununla yetinmediğimizi ifade etmek istiyorum. Bundan dolayı Sayın Başbakanımızın talimatıyla hükümet programına aldığımız mesleki eğitimin daha da yaygınlaştırılması,işsizliğin daha da düşürülmesi, istihdamın üzerindeki yüklerin azaltılması ve istihdamın arttırılması, sendikal mevzuatın yeniden düzenlenmesi , AB ve ILO standartlarına uygun İş sağlığı ve Güvenliği yasasının çalışma hayatına kazandırılması, meslek standartlarının belirlenmesi, 187 sayılı ILO sözleşmesinin onaylanması, önümüzdeki en kısa dönemde gerçekleştireceğimiz konu başlıklarıdır.

Bu vesile ile her alanda olduğu gibi çalışma hayatının sorunlarının çözümünde de verdiği destekten dolayı huzurlarınızda Sayın Başbakanımıza teşekkürlerimi arz ediyorum.

Değerli Konuklar; dünya çalışma hayatının en önemli sorunlarından biri olan İş Sağlığı ve Güvenliği Konusunda küresel güvenlik kültürünün oluşması ülkelerin birikimlerini paylaşmaları ile mümkündür. İstanbul'da düzenlenen bu kongrenin güçlü bir iletişim ve paylaşım ortamı sağladığını düşünüyorum. Bu Kongrede İş Sağlığı ve Güvenliğine dair tüm konular dört temel başlık altında ele alınacak ve tartışılacaktır. Bunlar : İş Sağlığı ve Güvenliğine Önleyici Yaklaşım, Sistem Yaklaşımı, Sosyal Diyalog ve İş Dünyasında Ortaya Çıkan Yeni Güçlüklerdir. Kongre süresince gerçekleştirilecek çeşitli etkinlikler , bilgi ve tecrübelerin tartışılması ve paylaşılması için ortam yaratırken; 11-15 Eylül tarihleri arasında devam edecek olan İş Sağlığı ve Güvenliği Fuarı ise bu alandaki yeni teknolojiler,ürünler,hizmetler ve iyi uygulamaların tanıtılmasına imkan verecektir.

Sayın Başbakanım, Değerli Katılımcılar; sözlerime burada son verirken 19. İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresinin dünya çalışma hayatına olumlu katkılar sağlamasını diliyorum. Değerli görüşlerini bizler ile paylaşacak olan kıymetli misafirlerimize huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyor, hepinize saygılar sunuyorum.

 
 
Ana Sayfa               Davet               Organizasyon               Program               Medya               Keşfet               Ulaşım               İletişim
Danışma Ofisi
İnönü Bulvarı No:42 Pk: 06520 Emek / ANKARA
E-posta: eto.isggm@csgb.gov.tr


LookUs & Online Makale